Rakı Balık Ayvalık Ortam Kalabalık biz Live-Board`da Toplanırız.


    ******'ün Hayatı

    Paylaş

    RizeLee
    Co Admin
    Co Admin

    Mesaj Sayısı : 59
    Kayıt tarihi : 20/05/10

    ******'ün Hayatı

    Mesaj tarafından RizeLee Bir Cuma Mayıs 21, 2010 4:26 pm

    ATATÜRK'ün HAYATI
    Mustafa
    Kemal ****** 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne
    Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi
    Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV.
    yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık
    Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki
    Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis
    subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi,
    1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. ******'ün beş kardeşinden dördü
    küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

    Küçük
    Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle
    mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi
    Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla
    Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu
    bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893
    yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa
    Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri
    İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902
    yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11
    Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları
    arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli
    Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da
    İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı.
    1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911
    yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

    1911
    yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa
    Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev
    aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6
    Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

    Ekim 1912'de Balkan Savaşı
    başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa
    katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri
    görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken
    1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te
    sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu
    savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere
    Tekirdağ'da görevlendirildi.

    1914 yılında başlayan I. Dünya
    Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp
    İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te
    Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır
    kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler.
    25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in
    komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu
    başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te
    Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa
    Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17
    Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip
    etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu
    onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in
    askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri
    cephenin kaderini değiştirmiştir.

    Mustafa Kemal Çanakkale
    Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan
    1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve
    Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli
    görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin
    Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu
    seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu.
    15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede
    İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros
    Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım
    Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine
    13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında)
    göreve başladı.

    Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf
    Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa
    Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22
    Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini
    yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas
    Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri
    arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas
    Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun
    belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla
    karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
    açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım
    atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi
    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması
    için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

    Türk
    Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında
    düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr
    Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan
    I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı
    verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi
    düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak
    savaşı zaferle sonuçlandırdı.

    Mustafa
    Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:



    • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve
      Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.


    • Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş Şanlıurfa savunmaları
      (1919- 1921)


    • I. İnönü Zaferi (6
      -10 Ocak 1921)


    • II. İnönü Zaferi
      (23 Mart-1 Nisan 1921)


    • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

    • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük
      Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)


    Sakarya
    Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa
    Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24
    Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr
    Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan
    bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk
    devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.
    23 Nisan
    1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu
    müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi,
    yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve
    saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı
    İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet
    idaresi kabul edildi, ****** oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30
    Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti
    kuruldu.
    Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik
    kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda
    barış" temelleri üzerinde
    yükselmeye başladı.

    ****** Türkiye'yi "Çağdaş
    uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı.

    Bu devrimleri beş başlık
    altında toplayabiliriz:


    1. Siyasal Devrimler:
    ·
    Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
    · Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim
    1923)
    · Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

    2. Toplumsal
    Devrimler
    · Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
    ·
    Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
    · Tekke zâviye ve
    türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
    · Soyadı kanunu ( 21 Haziran
    1934)
    · Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
    ·
    Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

    3.
    Hukuk Devrimi :
    · Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
    · Türk
    Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine
    geçilmesi (1924-1937)

    4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
    ·
    Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
    · Yeni Türk harflerinin
    kabulü (1 Kasım 1928)
    · Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması
    (1931-1932)
    · Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
    ·
    Güzel sanatlarda yenilikler

    5. Ekonomi Alanında Devrimler:
    ·
    Aşârın kaldırılması
    · Çiftçinin özendirilmesi
    · Örnek çiftliklerin
    kurulması
    · Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi
    kuruluşlarının kurulması
    · I. ve II. Kalkınma Planları'nın
    (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

    Soyadı
    Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "******"
    soyadı verildi.

    ******, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923
    tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi,
    Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet
    ilan edildi ve ****** ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört
    yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935
    yıllarında TBMM ******'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

    ******
    sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi.
    İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı
    sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını,
    başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

    15-20 Ekim
    1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan
    büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.

    ******
    özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla
    evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos
    1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven ****** Afet (İnan), Sabiha
    (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa
    adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları
    himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.
    1937
    yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve
    Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi
    evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı,
    müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek
    oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve
    bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a
    çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine
    devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını
    tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok
    severdi. Sık sık ****** Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat
    katılırdı.
    Fransızca
    ve Almanca biliyordu.
    ATATÜRK'ÜN
    SON YILLARI VE ÖLÜMÜ
    ******'ün
    ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında
    Yalova'da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi
    olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu
    yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay
    sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen,
    Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî
    birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran ******, çok yorgun düştü.
    Ülkü edindiği millî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney
    seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya
    döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul'a gitti. Doktorlar
    tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.
    Deniz
    havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda
    bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya
    kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4
    Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi ******'ü çok
    sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan
    ******'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat
    hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı,
    sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle
    iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül
    1938'de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk
    Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi
    oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on
    beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.
    29 Ekim
    1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar
    tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan,
    her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk
    ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı
    mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî
    ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni,
    her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir
    inan ve itimadımız vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini
    belirtmiştir.
    ****** 1 Kasım 1938'de Türkiye
    Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı
    açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. ****** bu nutkunda ülkenin
    imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı.
    Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî
    şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul
    Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve
    Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların
    yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının
    çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin
    kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden
    Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti
    belirtti. ******, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun
    uzak kalmamıştı.
    ******'ün hastalığı tekrar
    şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı.
    Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onun
    kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen
    çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım
    1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü
    uyguladı. Mustafa Kemal ****** aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle,
    yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün
    devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek,
    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı
    belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü ******'ün tabutu,
    Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.
    Üç gün üç
    gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı,
    minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof.
    Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda
    sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul
    halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir
    torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar,
    donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik
    ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyi İzmit'e getirdi. Burada Yavuz
    zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı
    görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü
    bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi.
    ******'ün vefatı üzerine
    cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
    bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri
    gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi
    önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden
    saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü,
    sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır
    bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha
    sonra ******'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde
    hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana
    lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te
    Etnografya Müzesinden alınan ******'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi.
    Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan
    ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.

      Forum Saati C.tesi Ara. 10, 2016 1:13 am